ICC
The world on the eve of an environmental catastrophe
Obama's election: the emperor has new clothes
So now Obama is president. But what does it mean? Obama promised to deliver change, but this promise was nothing but ideological sophistry. The real victor in this election was not the fictitious "Joe Blow" of middle America, not the African Americans who are part of the US working class, but rather the ruling class.
1929-2008: Kapitalizm çökmüş bir sistem, Fakat başka bir dünya mümkün: Komünizm!
Politikacılar ve ekonomistler artık durumun ağırlığını tanımlayabilecek sözleri tüketmiş durumdalar: "uçurumun kıyısında", "Ekonomik bir Pearl Harbor" "bir tsunami geliyor" "finansın 11 Eylül'ü"... Sadece Titanik'e gönderme eksik. Gerçekten ne oluyor? Gerçekleşmekte olan ekonomik fırtına karşısında bir dizi acı veren soru ortaya çıkıyor. 1929 benzeri bir çöküş içerisinde miyiz? İşler buraya nasıl geldi? Kendimizi savunmak için ne yapabiliriz? Nasıl bir dünyada yaşıyoruz?
Sonuca dair hiçbir yanılsama olamaz. Bütün gezegen çapında, önümüzdeki aylar, insanlık yaşam koşullarında korku verici bir gerileme ile karşı karşıya kalacak. IMF'nin son raporunda açıkladığına göre, bugünden 2009'un başına kadar 50 ülke kıtlığın vurduğu kasvetli coğrafyalar listesine katılacak. Bunlar arasında birçok Afrika, Latin Amerika, Orta Amerika ve hatta Asya ülkesi bulunuyor. Örneğin Etiyopya'da 12 milyon insan resmi olarak açlıktan ölme sınırında yaşıyor. Sözde yeni kapitalist mucizeler olarak addedilen Hindistan ve Çin'de, yüz milyonlarca işçi vahşi bir sefaletin pençesine düşmek üzere. ABD ve Avrupa'da da nüfusun büyük bir kesimi dayanılmaz bir yoksunlaşmayla karşı karşıya kalıyor.
1929-2008 - Capitalism is a bankrupt system, but another world is possible: communism!
US elections: Presiding over austerity, repression and war
The President of the USA is often described as the ‘most powerful man in the world'.The US President does have many formal powers, but ultimately he is just the most prominent figure in a whole state capitalist class. After the votes are counted the faces can change, but the same capitalist state still dominates every aspect of American society.
Congo: The killing fields of capitalism
British imperialism: a chronicle of humiliation
Crisis of neoliberalism or crisis of capitalism?
Brown’s bailout can’t save the day
90 years ago: Revolutionary struggles in Germany bring WW 1 to an end (part 1)
Food shortages: Economic crisis means starvation for millions
16 October was World Food Day. It was marked by a fresh supply of statistics and analyses on the cause of food price rises, the state of food stocks and the impact on those in the most vulnerable situations. World food stocks haven't been at such a low level since the 1970s.
ICC internal debate: The causes of the post-war economic boom
In International Review n°133 we began the publication of a debate within the ICC on the underlying causes of the period of post-war prosperity during the 1950s-60s, which has proven to be an exceptional one in the history of capitalism since World War I. In that article, we posed the terms and framework of the debate, and presented briefly the main positions around which it has turned. We are publishing below a new contribution to the discussion.
This contribution supports the thesis presented in n°133 under the title "Keynesian-Fordist state capitalism", and attributes the creation of solvent demand during the post-war boom essentially to the Keynesian mechanisms set up by the bourgeoisie.
In future issues of the Review we will publish articles presenting the other positions in the debate, as well as a reply to this position in particular as regards the nature of capitalist accumulation and the factors determining capitalism's entry into its decadent phase.
1929-2008 - Capitalism is a bankrupt system, but another world is possible: communism!
Politicians and economists no longer have the words to describe the gravity of the situation: "at the edge of the abyss", "An economic Pearl Harbor" "A tsunami on the way" "The 9/11 of finance"... only the reference to the Titanic is missing.
Amerikan Kapitalizminin Batan Gemisi
Amerikan kapitalizmi bir yıldan uzun bir süredir 1929-35 Büyük Buhranından beri görülmemiş ölçülerdeki uzatmalı bir ekonomik kırıklığın içerisinden geçiyor. Sistemin hayatında yeni bir dramatik olay gerçekleşmeden bir ay bile geçmiyor. Borsadaki başaşağı dönen deveranlardan, en itibarlı finansal kurumların art arda çöküşüne kadar, kapitalizmin canlılığına kanıt diye gösterilen dünün sembolleri bir bir düşüyor. Ve işler bu yazdan beri daha da kötüye gidiyor.
Son haftalarda Amerikan kapitalizminin en şaşmaz holiganlarının bile kendine güvenini kıran şiddetlenme ekonomik krizi derinleştirdi. 2007'nin başında kötü ünlü konut balonunun patlamasının başlattığı şey, 70 yılın en büyük finansal felaketine dönüştü. Çökmüş kurumlar yığını gün geçtikçe büyüyor. Bunlar arasında yatırım bankaları Bear Stearns, Merill Lynch ve Lehman Brothers, ev kredisi devleri Freddie Mac ve Fannie Mae, dünyanın en büyük sigorta firması AIG, Amerikan en büyük tasarruf ve borç şirketi Washington Mutual ve ticaret bankasi Wachovia da var, ki bunlar sadece en ünlüleri. Bütün finansal sistem tökezliyor. Hava kapitalizmin çürüyen bedeninden çıkan zehirli dumanla dolu ve bu rezaletin tam ortasında, bize Wall Street etrafındaki multi-trilyonluk gazino ekonomisi niteleyen yüksek bahisli kumar arındırılmış dünyasına bakan bir pencere verilmiş durumda.
Mayıs 1968 [4]: Fransa’daki genel grevin uluslararası önemi
Medyayı son dönemde işgal eden 1968 Mayıs'ına dair televizyon programları ve kitapların çoğunda Mayıs ayı boyunca Fransa'yı etkileyen öğrenci hareketinin enternasyonal niteliğinin sürekli altı çiziliyor. Daha önceki makalelerimizde de belirttiğimiz gibi, Fransa'da ki öğrenci hareketinin kitlesel olarak gelişen ilk hareket olmadığını herkes biliyor. Aslında bu hareket tabiri caizse 1964 sonbaharında Amerikan üniversitelerinde başlamış hareketin en arka vagonuna atlamış bir hareket. ABD'de başlayan bu hareket batı ülkelerinin çoğunluğunu etkileyerek, diğer Avrupa ülkeleri için bir referans noktasına dönüştüğü Almanya'da 1967'de tepe noktasına ulaşmıştı. Ne var ki 60'ların öğrenci hareketinin enternasyonal karakterinin altını çizerek tatmin olan aynı gazeteci ve tarihçiler bütün dünyada bu dönemde gelişen işçi mücadeleleri hakkında tek bir söz bile söylemiyorlar. Şurası da açık ki Fransa 68 "olaylarının" en önemli yönü olan dev grevi basitçe görmezden de gelemiyorlar. İşçi hareketinin tarihindeki en büyük grevin üstünü kapatmak onlar için bile çok zor bir şey. Fakat bundan bahsettikleri zaman da proletaryanın bu hareketini bir tür "Fransız istisnası" olarak sunmaya çalışıyorlar.
Gerçekte ise, belki de öğrenci hareketinden de fazla enternasyonal hareketin parçası olan şey Fransa'da ki işçi sınıfının bu hareketidir ve bu da ancak enternasyonal bir çerçevede kavranabilir. Bu makalede diğer konular ile birlikte vurgulayacağımız konuda işte budur.

