Gece Notları Ocak / Editöryel
ALACAKARANLIK
(Editöryel)
KESK ÜZERİNE…
14 Aralık Perşembe günü, KESK tarafından yönetilen ‘sözde’ iş bırakma eylemi gerçekleşti. Bu eylem yazın gerçekleşen toplu görüşme şarlatanlıklarından beri KESK yöneticisi sendika bürokratlarının dillerinde dolanıyordu. Eylemin 14 Aralık’ta gerçekleşeceği 5 Aralık’ta açıklandı ve bir hayli isteksizce duyurulmaya başlandı. Eylem de hiçbir şekilde radikalleşmeden “laiklik” üzerine boş söylemlerle sona erdi.
Bu noktada KESK’in kamu sektöründe çalışan işçilerin mücadelesi ve militanlığındaki rolü hakkında biraz bilgi vermek gerekir. KESK’in üye sendikaları 1990 ve sonrasında, 89 Bahar Eylemleri olarak bilinen uzun sınıf mücadelesi sürecinin yenilgisi sonucunda oluşmaya başladı. Eylemlerin gidişatını kısaca özetlersek, 1989, Bahar Eylemleri’yle beraber 30 bin 153 kişinin katılımıyla en fazla kamu işçisinin greve çıktığı yıl oldu. Kamu işçilerinin başlattıkları Bahar Eylemleri’ne, özel sektörde çalışan sendikalı ve sendikasız işçilerin de iş ve yaşam koşullarının düzeltilmesi talepleriyle katılmaları, eylemleri gitgide genişletti. Nisan’da başlayan eylemlere 1,5 milyon civarında işçi katıldı. Yükselen sınıf mücadelesi, farklı sektörlerde çalışan işçiler arasında burjuvazinin yarattığı yapay ayrımları ortadan kaldırarak, işçilerin fabrikalarda kurdukları komiteler vasıtasıyla birleşik bir mücadelenin önünü açtı. Özellikle kurulmuş olan bağımsız komiteler, sendika bürokratlarını bir hayli rahatsız ediyordu. Türk-İş bürokratları, işçilerin iş yeri komiteleri sayesinde üzerlerine bindirilen basıncın altında, işlerine gelmese de kimi kararların altına imzalarını atmak zorunda kalıyorlardı; zira işçi sınıfı, istediklerinin yapılması için sendika şubelerini basacak kadar radikalleşmişti. Eylemler çeşitli geçici kazanımlarla sonuçlandırıldı, fakat neticede bu kazanımlar da çok geçmeden geri alındı ve sonuç tam bir yenilgi oldu. Bu eylemler burjuvaziye mevcut sendikaların, özellikle memur sendikalarının iflas etmek üzere olduklarını açıkça gösterdi: Daha radikal işçileri de sermayenin bir parçası olarak örgütleyebilecek yeni bir sendikaya ihtiyaç vardı ve bu hareketlerin üzerine çöreklenen, görünüşte daha radikal sendikalar gelecekte burjuvazinin sol kanat memur sendikasını oluşturacaktı. Bu yeni oluşumlar, 1992-1993 yıllarında, 89 Bahar Eylemleri sonucu verilen geçici tavizlerin geri alınımı sırasında işçi sınıfının radikalleşmesini engelleme rollerine ilk defa soyunacaklardı. Fakat KESK’in burjuvaziye hizmetlerinin incisi, 1995’te TC idari merkezlerinin bulunduğu Kızılay’ın işgali sırasında gerçekleşmiştir. O dönemde Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonlaşma Kurulu adı altında çalışmakta olan sendikalar, hâlâ radikalleşmekte ve devrimcileşmekte olan kamu emekçilerini “örgütlemeyi” kendilerine “görev” bildiler. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı; 17-18 Haziran 1995 tarihlerinde sendikalar, kendi kontrollerinde sakin bir oturma eylemi planlamışken, militan işçi sınıfı bir anda 150 bin kamu emekçisi ile Kızılay’ı işgal etmişti. Eylemi sonlandırmak isteyen sendika bürokratları işçiler tarafından yuhalandılar ve taşlandılar, neticede eylemi uzatma ve iş bırakılmasına izin verme lütuflarında bulunmak zorunda kaldılar. Yine evdeki hesap çarşıya uymadı ve tam 600.000 memur 20 Haziran'da iş bıraktı. Fakat sendikalar yine de görevini yerine getirmiş, eylemin diğer sektörlerdeki işçilere sıçramasını engellemişti. Eylemler, sendikaların burjuvaziye olan üstün hizmetleri dolayısıyla ödüllendirilmeleriyle sonuçlandı; zaten KESK de aynı yılın aralık ayında resmiyete kavuştu. KESK’in tarihi, sadece, bu kurumun son eylemlerde kendi içinde bile neden ciddi bir hazırlığa gitmediğini göstermekle kalmaz, aynı zamanda sendikaların düzen için üstlendiği işlev hakkında da işçi sınıfına önemli bir ders verir: Sendikaların gerçekte tek yaptığı şey işçileri çeşitli ayrımlar üzerinde bölmek (sektörel olarak, cinsiyet üzerinden v.s.) ve onların bütünsel sınıf çıkarlarını, sosyal demokrat burjuva söylemlerin gerisine itmektir. Sınıf mücadelesi emeğin satılacağı fiyatın belirlenmesi yerine, ücretli emeğin sona erdirilmesi için yapılan politik işçi mücadelesidir.

