Kapitalizm Dünyayı Zehirliyor

8 Aralık 2007 tarihinde Kyoto Protokolünün imzalanması için düzenlenen eylemdeydik. "Kyoto Protokolü İmzalansın, Küresel Isınmaya Hayır" mitingi, 78 ülkede aynı anda, İstanbul Kadıköy Meydanı'nda gerçekleştirildi. Miting sera etkisi yaratan gazların emisyonlarını kısmak üzere oluşturulan ve uluslararası bir anlaşma olan Kyoto Protokolü'nün Türkiye ile ABD tarafından imzalanmamasını protesto etmek amacıyla düzenlendi. Farklı illerden gelerek mitinge katılan gruplar, Tepe Nautilus önünde toplanıp Rıhtım Caddesi üzerinden İskele Meydanı'na kadar ellerinde, "Kyoto'yu imzala'', "Nükleer istemiyoruz'', "Ne kömür, ne petrol, ne nükleer, güneş, rüzgâr bize yeter'' yazılı pankartlarla sloganlar atarak yürüdü. Yedibin kişi civarında bir katılım vardı. Eylemde Küresel Eylem Grubu (KEG) adına Nuran Yüce, ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul milletvekili Ufuk Uras, Açık Radyo genel yayın yönetmeni Ömer Madra, Küresel BAK adına Bülent Aydın, Pelin Batu, Yeşiller adına Dr. Ümit Şahin konuşma yaptı. Küresel İklim Değişikliğini Durdurun" mitingini destekleyenler arasında, DİSK, KESK Şubeler platformu, Türk Tabipler Birliği, Çevre İçin Hekimler Derneği, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Metalürji Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İstanbul Tabip Odası, Şehir Plancıları Odası, 78'liler Vakfı, Açık Radyo, Sesonline.net, Bianet, BirGün gazetesi, Allianoi Platformu, EGEÇEP, Amargi, Barışa Pedal, Barışarock, Buğday, ÇGD, ÖDP, EMEP, DSİP, Greenpeace, Dünya Yalnız Bizim Değil (DYBD) Platformu, Genç Siviller, Sinop Bizim Platformu, Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği, Siyasal Ufuk Hareketi, Türkiye Sakatlar Derneği, Munzur Çevre Derneği, Yeşiller gibi kurum ve kuruluşlar yer aldı.

 

Farklı yerlerden farklı grupların ve kişilerin olduğu, geniş katılımlı bir eylemdi. Çünkü artık insanlar bir şekilde tepkilerini göstermek ve olanlara dur demek istiyorlar. Kapitalizmin dünyayı getirdiği nokta artık sessiz kalınamayacak bir nokta çünkü dünya yok olmaya çok yaklaştı. Fakat burjuva ideoloji bu tepkileri kanalize ederek içi boş söylemlere adapte etmeyi başarıyor, tıpkı bu eylemde de olduğu gibi. İnsanlar tepki koymak zorunda oldukları için tepkilerini koyuyorlar, anti-kapitalizm ana fikirli söylemler geliştiriyorlar fakat sorun antikapitalizm dediğimizde karşısına komünizmi koyup koymamakta çünkü kapitalizmden kurtulmanın başka bir yolu yok, kapitalist sistemin içerisinde onun izin verdiği sınırlarda ve kurallarla dünyayı değiştirmek de küresel ısınmayı durdurmak da mümkün değil. Kyoto Protokolü'nün imzalanması da dünyanın kurtulması için bir çözüm yolu değil. Çünkü burjuvazi her seferinde yeni anlaşmalar uydurup, kendi kurallarını koyup doğayı ve insanları sömürmeye devam edecek yöntemler geliştirecektir. Sistemin bize sunduğu bu tarz ‘‘çözümler'' tüm dünyadaki insanların gözünü boyamaya çalışan bir ilizyondan ibaret. Fakat bu taktik başarılı olabiliyor, -eylemde de deneyimlediğimiz gibi- komünizm ve işçi sınıfı mücadelesi, tüm bu küresel ısınma tartışmaları ve eylemlerinde sanki çok ilgisiz bir yerdeymiş ve tamamen farklı bir konuymuş ve de küresel ısınmayla mücadele apayrı bir konuymuş, ‘‘şimdi'' başa çıkılması gereken, işçi sınıfı mücadelesi ve komünizmden farklı bir aciliyeti olan, farklı konularmış gibi algılanıyor. Oysaki dünyanın küresel ısınmadan yani sonundan kurtuluşu ve işçi sınıfının mücadelesiyle gelebilecek komünizm ayrı tutulamaz çünkü bu felaketin suçlusu kapitalist sistem ve bu sistem onun oyunlarıyla değil, radikal bir başkaldırmayla yok edilirse dünya da küresel ısınma felaketinden kurtulabilir. Egemen ideoloji bizleri sınıfsal konumlarımızdan uzaklaştırmak için bu tarz kampanyaları kullanarak, ‘‘atomize vatandaşlar''a dönüştürmek istiyor.

 

Çevreye duyarlılığını ilan etmemiş bir tek devlet, hükümet ya da sivil toplum örgütü yoktur. Burjuvazi, kendisinin doğanın tahribatını yavaşlatmakta dahi aciz olduğu aşikâr olduğu zaman, doğanın tahribatı üzerindeki sorumluluğunu gizlemek için birçok ideolojik örtü kullanıyor. Ekolojik felaket göz ardı edilemez hale geldiğinde -bugün olduğu gibi- egemen sınıfın yapabileceği tek şey bu ekolojik felaketi göstermek oluyor fakat kapitalist toplumsal ilişkilerin ve sınıf savaşımının dışında bırakarak gösteriyor. Bu da hükümet tedbirlerinden, sivil toplum örgütlerinin küreselleşme karşıtı söylemlerine kadar bütün yanlış alternatifleri üretiyor. Bunu da, insanlığı bu kâbustan kurtaracak tek bakış açısını ve yolu saklamak için yapıyor. Bu yol da kapitalist üretim tarzının, işçi sınıfı tarafından devrimci bir yıkımıdır. Bu yüzden de devrimciler için gerçek mesele kapitalizmin kendi üretim mantığıdır. Bu mantığın tek amacı sermaye birikimidir, insanların ihtiyaçlarının karşılanması asla değildir, bu nedenle ne işçi sınıfının ne de çevrenin kaderinin bu amaç için bir önemi yoktur.

 

Sermayenin çevreyi kuralsızca tahribatı içinde bulunduğumuz dönemde farklı bir ölçeğe ve niceliğe ulaştı. Bu çöküş döneminde kapitalistler birbirleriyle doymuş bir dünya pazarı üzerinden rekabet ediyorlar; sürekli bir savaş ekonomisi var, ağır sanayi oransız bir biçimde büyüyor, sanayi kompleksleri akıldışı ve müsrifçe artıyor. Tabi ki tüm bunların sonucu da çevre için felaket oldu. Burjuvazi her dönemde bu barbarca tahribin ne zaman duracağını soranları ideolojik kaçış noktalarıyla kendi çıkarı doğrultusunda yönlendirdi. Bu felaketten fiziksel olarak en çok etkilenenler de hep işçiler ve dünya nüfusunun en yoksul kesimleri oldu.

 

Çevrenin tahribatı politik bir mesele ama tam da Kyoto Protokolü eyleminde olduğu gibi, politik bir eylemden ziyade soyutlanmış bir çevre eylemi ve sorununa dönüştürülüyor. Politikleştirmekten itinayla kaçınılıyor ve politik olduğunu ortaya koymak da ucube bir eylem olarak algılanıyor. Çevrenin tahribatı teknik bir mesele değil ama politik bir problem. Kapitalizm insanlığın devamı için -her zamankinden daha çok- ölümcül bir tehlike, ve -her zamankinden daha çok- insanlığın geleceği işçi sınıfının elinde. Bu asla mekanik ya da soyut bir hayal/öngörü değil, kökleri kapitalist üretim tarzının gerçekliğinde olan bir gerekliliktir.

 

Başka bir dünya mümkün fakat tek alternatif dünya, komünist bir dünya!

 

Pilar